ismail_atan
"Her on senede bir durup geri bakıyorum. Yürümeye, yola devam etmeye mecburum. Harflerden bir saray yaptım kendime. Koridorları aşk, duvarları aşk, taht odası aşk... Sufi olmayana pek karmaşık görünür bu dünya. Çok şahıslı, sürtüşmeli ve tartışmalı... Halbuki bunca karmaşa tek bir kelimede saklı. Kelime harfte saklı. Harf noktada saklı. B'nin altındaki noktada..."

Kitaba bir dostla sohbette "NOKTA" demiştim ona. İŞTE NOKTA... Ben her ne kadar anlatamasam da B'nin altındaki noktada saklı her şey.

Mükemmel bir kitap diyemeyeceğim; ama gerçekten mükemmele yakın ve içten kaleme alınmış. Açık konuşmak gerekirse sevmem Elif Şafak'ı ve üslubunu; ama kendisini aşmış. Mevlana ve Şems'le bir olmuş. Kendisini gerçekten tebrik etmek isterim. Elbette bir takım eleştirilecek noktalar var, dikkatli olanların gözlerinden kaçmamıştır. Orhan Pamuk'un roman tekniklerinden birini kullanarak roman kişilerini kendi ağızlarından konuşturarak farklı kameralardan farklı yansımalar sunmuş bize ki bu gerçekten çok hoşuma gitti; yalnız Mevlana'nın konuştuğu bölümlerde Mevlana havasını verememiş ve biraz terimsel biraz da kısır kalmış. Ella'nın yaşamını anlatan bölümlerde kullandığı dille Sufilerin konuştuğu dil hemen hemen aynı ki bunu da biraz değiştirebilirdi. Ella'ya fazla Osmanlıvari sözcükler yüklemiş; ama onlar da romanın sonuna doğru kayboluyor zaten. Fazla uzatmaya gerek yok, tadı damağımda kalmış mükemmel olmayı sıyırıp geçmiş bir roman okudum. Ahmet Ümit'in "Bab-ı Esrar" adlı yapıtına nazaran daha bir duygu yoğunluğuyla ve daha realist bir bakış açısıyka kurgulamış romanı. Edebiyatseverlere ve sufiliği merak edenlere tavsiye edilesi bir yapıt. Zevkle ve aşkla...