yesevihan
Kitapkurdu
İletişim alanındaki akademisyenliği yanında "edebiyat adamı" olarak da anmamız gereken M. Naci Bostancı'nın "12 Eylül'ün gri günleri" dönemine tanıklık adına öneme alınması gereken bir eseri... Özellikle benim gibi o yılların Ankara'sında Cebeci-Dikimevi-Dörtyol kaldırımlarında topuk aşındıranlar ; Site öğrenci yurdunun pasaklı kantininde karbonatlı çaylarını yudumlamış olanlar; psikopat "gençlik liderleri"nin karşısında tekmil verenler için acı verici anıları canlandıracak sahnelerle dolu bu kitabı yitirilmiş gençlik günlerini arayan ve ancak "asla bulamayacak olan" bir nesle mensub olanlar mutlaka okumalı. Ülkücü hareketin "alacakaranlık kuşağı" hakkında en ciddi tanıklıklardan birisi olan bu eserin ; bir anlamda devamı niteliğindeki roman (Hayatın Kıyısına Düşen, Alternatif Yayınları) ile birlikte okunmasını öneririm. Yazarın yakından tanık olduğu örnekler bağlamında ülkücü hareket içerisinde 1978'lerden itibaren popüler olan " mistifikasyon" konusunu da işleyeceği yeni bir romanı okuduğumuzda zihnimizde hemen hemen eksiksiz bir "ülkücü hareket profili" ortaya çıkmış olacaktır.