fatihkasap
Okuduğum en etkileyici romanlardan birisiydi. Askerlik günlerimde benim sorumluluğuma verilen astsubayın odasına mesai saatlerinden sonra, gazinoda televizyon izlenirken kapanır ve okurdum. Sarıözek bozkırında bir tren istasyonunun çevresinde yaşayan bir kaç ailenin ıssızlıktaki hikayelerini iki eski dosttan birisinin ölümü ve diğerini de romanın başkahramanı yaparak ele alan ancak hiç beklenmeyen farklı hikâyeciklerin de içine gömüldüğü ve sonu hiç beklenmedik şekilde bu hikayeciklerle birleştirilen ve kaynaştırılan hoş bir eserdi. Uzun zaman merak ettiğim mankurtun ne olduğunu da bu kitap bana öğretmişti.