Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk Ürüne Git
saint.
Ne talih ki elem koymuş adını yazarı. Leyla’dan bir L ve Kays’tan M. Kays yani aşık öznenin adı az anılır hikayede. Çünkü aşk demek biraz da yok olmak demektir. Yok olmayı göze alamayanlar kendini aşık sananlardır. Sanıyorsan, aldanıyorsun. Aşıksan yok oluveriyorsun. Aşk hakkında yazılmış en ünlü yazıtlardan biri L&M. Yazıt diyorum çünkü beyitler ve şiir üstü anlamlar içeren bu esere yalnızca şiir ya da aşk hikayesi demek anlatamayacak onu. İskender Pala gazete yazılarını uzun zamandır takip ettiğim biridir. Ona beni çeken şeyi yazılarında bugüne kadar bulduğumu söylemem. yani bulduklarım çekimin ne kadar kuvvetli olduğu düşünülürse yeterli değil gibilerdi. bir mıknatıs nasıl çekerse demiri öyle çekiyordu anlattıkları. Ama sanırım çekim kuvveti benim iradem dışında gerçekleşirken sebebin zaman üstü olabileceğinin de farkındaydım. “İşte” dedim kitabı okuyunca, “sebebim”. Her şeyin -en az- bir sebebi varsa, benim sebebim bu. Beni sana çeken şey bu ey yazar. İskender Pala bey'e teşekkürler.

farklı şeyler düşünebilen insanlara ya da aynı şeyleri farklı bir üslupla düşünebilen insanlara yoğun bir saygı hissiyle yaklaşıyorum hep. Bu imrenmenin ötesinde, yerinde olma hissinin verdiği bir galibe duyulan saygıdan ziyade, bakışımı genişletenin bana kattığına verdiğim değere bir güzelleme. Dünyaya kendime ait bir yerden bakıyorum tabi ki ben de her insan gibi. Güzel de sanıyorum bu bakışı. Lakin hani yapılan bir buluşu neden daha evvel düşünemediğini kendine sorar ya insan, bir adım ötesinin olduğunu bilir ama tahmin edemez ya.. anlatabiliyorum değil mi gösterdiğim o yeri. “bir yer var biliyorum, her şeyi söylemek mümkün/ epeyice yaklaşmışım duyuyorum/ anlatamıyorum.”
....
çok söz söylemek gereksiz oluyor bazen içimde yankılanan sonsuza özenmiş cümleler varken. Susmak sonsuzluk. Sus bak. Sonsuz olacaksın.
...
susuyorum.