abdullahkocal
18. yüzyıl İstanbul'unda geçen hikâyede fantastik unsurlara gereğinden fazla yer verilmişti. Hatta kitabın, Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ıyla bu konuda bir ortaklığı olduğunuu da söylemekte yarar var. Uykusuzluk, rüyalar, ilginç makineler, casuslar, yeniçeriler, dilenciler ve hatta Allah ne verdiyse hepsi işlenmiş bu eserde. Ege Üniversitesi'nde felsefe profesörü olduğunu bildiğimiz İhsan Oktay, alanına dair bilgilerini de kullanmış romanında: "Cogito ergo sum" olarak toparlayabileceğimiz "ben var mıyım, bu dünya ben onu düşündüğüm için var, bizler düşünen birinin hayalhânesinde yaşıyoruz" gibi fikirlere rastlamak da mümkün bu yapıtta.