7.oda
Hani bazı kitaplar vardır; okurken elinizden kağıt kalemi bırakamazsınız, o kadar çok üzerinde düşünülmesi gereken cümleler vardır ki. Bir sayfa okur ve ardından bir saat düşünürsünüz anlamların derinliğini.
Bu öyle bir kitap değil. Sanki insana hiçbirşey kazandırmayacak bir roman gibi geliyor. Ama inanılmaz derecede etkileyici ve insanı içine çeken bir roman. Çok uykunuz olduğu halde uykusuzluğa direnip elinizden bir türlü bırakamadığınız, bıraktığınız zaman da ne yapıyor olursanız olun, romandaki tüm kahramanları da yaptığınız işe ortak ederek yaşıyorsunuz. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve çevirideki eksiklikler bile sürükleyici anlatımını bozamamış. Kitabı bitirdiğinizde bile uzun bir süre romanın kahramanları sizinle yaşıyor.
Ve aslında sonradan anlıyorsunuz ki aslında çok şey kazandırıyor insana.
Örneğin ben hayatım boyunca unutmayacağım: kabul etmek istemediğimiz, sanki yokmuş gibi varsaydığımız, herşeyin yine eskisi gibi olduğunu düşünmeye çalıştığımız, benim -YAŞAMIMIZIN REDDETME DÖNEMİ- diye adlandırdığım zamanları betimlediği örneği: TAVUKLARIN BAŞININ KESİLDİKTEN SONRA KISA BİR SÜRE SANKİ HALA BAŞLARI VARMIŞ GİBİ BAŞSIZ BEDENLERİYLE KOŞUŞTURMALARI...