Hıfsullah Altaçlı
Kaşif
Senai Demirci, şiirsel bir dille, Peygamber Efendimizi anlattığı bu eserde okuru mest ediyor. Aynı bölümü defalarca okumak istiyor, hak verdiğiniz bir serzeniş ya da tespite takılıyor, yeniden önceki satırlara dönmek durumunda kalıyorsunuz.
“Ey kalplerin sevinci, ey gönüllerin neşesi.
Sen geldin diye, sen lütfedip bize konuştun diye, habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.
Sen geldin diye, sen bize yüzünü gösterdin diye, habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.
Sen bize konuştuğun halde, sen bize yüzünü gösterdiğin halde, biz kendi ateşlerimizi küllendiremedik, söndüremedik, soğutamadık.” (s. 26)
“Zalimleri bile zalimce öldüremeyeceğimizi söylerken sen, masumları da zalimce öldürenlerden yana olduk.” (s. 36)
Oysa sen düşmanına bile dua ederdin.
Ebucehil’in de hidayetini istedin.
Seni taşlayanlara kızmadın, öfkelenmedin.
"Onlar bilmiyorlar Ya Rab" dedin, "onları bağışla..."
Sadece acıdın. (s. 47)