İKBAL
Yazarın şiirsel üslubuna, kapalı anlatımına alıştım artık. Hikayeler de öyle basitçe anlaşılacak gibi değil. Sembolik anlatımı ile benzetmelerle, çağrışımlarla süslemiş. Aslında anlattığından çok farklı anlatmak istedikleri sanki. Tabii anlatmak istiyor mu orası ayrı:) Belki de herkesin kendince bir anlam çıkarmasını istemiş olabilir; sınırları olan ‘şunu anlattım, anlattığımı anlayın sadece’ diye düşünmek yerine, okuyan herkesle hikayelerden çıkarılabilecek anlamları çoğaltmayı amaçlamış gibi geldi bana. En çok ‘Kontör’ isimli hikaye dikkatimi çekti ve en iyi de onu anladım, daha doğrusu kendimce anlamlandırdım sanırım. Hikayedeki kişiye; gişedeki memur hiç bitmeyen kontör isteyip istemediğini soruyor. Soru mu bu sayın gişeci memur? Senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun bana inanılmaz muhteşem geldiğini anlatamam.