ismail_atan
Bir varmış bir yokmuş.
Uzun, çok uzun zaman önce, çok da uzak olmayan bir ülkede, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber, develer tellal iken... ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken... dünya tepetaklak ve zamanın bir adaşı olan "dehr" dönüp duran bir halka, kuyruğunu yutan bir yılan iken, gelecek geçmişten daha ihtiyar; geçmiş, yeni ekilmiş tarlalar kadar ter-ü taze iken...

Kalem öyle bir nesne ki düşüncenin ruhunu salıyor semaya ve şekil alıp insanların fikirlerine hücum ediyor. Kalemi tutan el ne kadar maharetliyse insanların düşüncelerindeki kıpırdama o denli şiddetli oluyor. Zihnim kıpır kıpır. Her Elif Şafak okuyuşumda kendişi değişmiş hissediyorum. Ön kapak açılırken başka, arka kapakta bambaşka bir "ben"le karşılaşıyorum. "Ben"lerim değiştikçe "bencillik"ten de soyutlanıyorum, azar azar. Ufak ufak dökülüyor önyargılar. Küçük küçük kıvılcımlar beliriyor önce, ardından çığ düşüyor zihnimin dibine. Gönül eşlik ediyor düşlere ve düşler çıkıyor saklanıp kök saldığı yerlerden. Elik Şafak! Zihnine, düşüncene, düşlerinde yaşattığın gerçeklerine sağlık. Kaleminin mürekkebi bol ola...