21mithrandir
Üstat
Tüm ilkokul öğrencileri gibi benimde küçüklüğüm de dinozorlara hayranlık derecem üst seviyelerdeydi ve hatta odamın duvarları dinozor posterleri ile dolu iken evin her yeri de Çiçek Dilligil'in çocuklar için sunduğu Dinosaurs programının dergileri ve birçok adını hatırlayamadığım başka dergi ve gazete resimleri ile adeta Alan Grant'ın çalışma masası gibiydi.Benim bu ilgim ilkokul 2'ye giderken yani 1993 yılındayken ateşlenip devam ederken birden her yerde Jurassic Park diye film konuşulmaya başlanmıştı,film ne kadar ülkede konuşuldukça bende babama en az filmin konuşulduğu kadar beni sinemaya götürnesi için baskı yapardım ve en sonunda tabiki kabul edilmişti.Her ne kadar ilkokul 2'ye giderken daha 1 senelik okumayı öğrenmiş olmama rağmen filmi bir cümle bile altyazı okumadan sadece seyrederek çok büyük zevkler almıştım ve o yaştaki duygularım aklıma geldikçe hala adını bilmediğim duygular hissetmeme neden olur.Jurassic Park yaklaşık 6 yıldır kitaplığımda okunmayı bekleyen ve bence sırf filmini 4 veya 5 kere izlememden ötürü bir türlü okumaya başlayamadığım romanı daha yeni okuyabildim ve okuduktan sonra anladım ki Steven Spielberg'in başyapıt olarak görülen filmi roman için hiçbişeymiş diyebileceğim bir filmmiş.Çünkü romanda olan en az 7-8 önemli sahneden filmde bahsedilmemiş bile,romanda Tim akıllı Lex huysuz iken filmde tam tersi ve tabiki de sistemi Tim açarken filmde Lex'in açması hatta romanın sonu ile filmin sonunun da tamamen çok farklı olması.Crichton bu romanında da yine akılları zorlayan insanın beynini kaşındıran harika bir roman çıkarmış hiçbiryerinin gereksiz ayrıntılarla dolu olmadığı harika bir tekno-gerilim romanı hatta o kadar usta işi ki roman,ben şahsen romanın sonunda dinozorlara gerçekten de çok ama çok üzüldüm Crichton okurlarına bu duyguyu yaşattırabilmiş.Jurassic Park daha doğrusu bir Crichton okuru olduğum için kendimi çok sanşlı hissediyorum.