muti_ist
önsözde yazarın enteresan bir açıklamasıyla başlıyor kitap. her daim şekil yönüyle, savaşlarıyla, devlet adamlarının isimleriyle bildiğimiz bir dönem Türkiyesini roman konusu yapıyor yazar. her ne kadar tarihin kimyasıyla oynandığını düşündüğümden ötürü tarihi romanları pek sevmesem de, İskender Pala üstün anlatım yeteneğiyle Lale Devri İstanbulunu ve daha da önemlisi o dönemin şehir hayatını, adalet anlayışını, devlet bürokrasinin işleyişini, insanlarının zevklerini ve modalarını yaşatırcasına anlatıyor o dönemi. kitabı okurken, dönemin sosyal hayatına derin bir dalış yapıp, kafanızdaki klasik tarih şablonlarının dışında bir "insan tablosuyla" karşı karşıya kalıyorsunuz. kitapta Lale Devri insanı tarihi birer figür olmaktan çıkıp, kent hayatını paylaşan birer vatandaş olarak çıkıyor karşınıza. roman ve tarih sevgisini aynı anda tatmin eden bir kitap.