21mithrandir
Üstat
Lütfen yorumumu sadece kitabı okuyanlar okusun çünkü kitap içeriği ile ilgili bilgiler vermek istiyorum.Dan Brown’u Dijital Kale’de beğenmesem de Da Vinci Şifresi oluşan sevgin İhanet Noktası ve Melekler ve Şeytanlar’da iyice hayranlığım artmıştı ama sadece roman içinde okurunu koşturmasına nefessiz bırakmasına.Romanları okuyup etkisi altında kalmaya başlamamdan sonra işin içine Tom Hanks faktörü girdikten sonra ben dahil birçok kişi(gencinden yaşlısına) hayranlık seviyeleri en az 2 kat artmıştır da ama Brown yinede tam manasında yeterli bir yazar olamamıştı veya en azından ülkemizdeki popüler roman aşığı okurlarımızın tarif ettiği gibi 1 numaralı yazar değildi dünta sadece ondan ibaret değildi.Çoğu gerçek yazar gibi yazarların kitapları Dan Brown yorumları ve tavsiyeleri satılmakta ve kıyaslanmaktadır.Grisham,DeMille,Connelly gibi yazarlar ülkemizde Dan Brown ile kıyaslanıyor ama ben kaliteyi kıyaslamayayım desem tarzları bile farklı.Halbuki Dan Brown’ın tek benzerliği sadece yazar olmalarıdır ama yazar sadece.Halbuki bu yazarlar yıllar öncesinde Best-sellere girerken Brown şarkıcılık yapıyordu.Kayıp Sembol’e gelince 6-7 yıldır beklide daha fazla yıldır kendini bekleten hatta konusu üzerine başka yazarlar tarafından kitaplar yazılan TV programları hazırlanıp yayımlanan adeta Tolkien’den yeni bir Yüzük Kardeşliği romanı çıkacakmış gibi ilgi duyulmuştu biliyorsunuz ama baktım ki bu sefer yazarın gerçekten ayağı bir yerlere takılmış veya doğru düzgün adım bile atamamış.Tamamen okuyucusunu kandırarak aklı sıra yanıltmaya çalışarak gerilim yaratmaya çalışmış.Mesela romanın başındaki Malakh’ın gizli bir kimlik ile Langdon’la olan konuşma sırasındaki en önemli cümleyi bize 20 sayfa sonra okutması Sato’nun çantanın içindekini Bellamy’e gösterip bize de 100 sayfa sonra okutması ve aklı sıra okuyucu heyecanlandırdığını sanması yada ben okuyucu böyle kandırırım demesi.Hatta Brown romanlarında en alışık olduğumuz bir diğer husus biliyorsunuz ki romanlarının sonlarına kadar iyi huylu gözüken veya kötü huylu gözüken kişilerin okudukça halbuki t tersi olduğunu anlayıp yerli yersiz çok fazla heyecanlanırdık ama Brown bizi bu romanında da kandıracak ya aklı sıra romanın başından beri CIA Bölge Başkanı Sato için bize yemler atıp durmasına okurken gülsem mi kızsam mı bir türlü karar verememişimdir.Yaklaşık 12 saattir süren bu olaylar zincirinde her ne kadar zincir denirse tabi sırf sayfa sayısı artsın diye gereksiz diyaloglar had safhada.Yaklaşık 1-2 dakikalık bölümleri 1-2 sayfada okutuyor bize ama kişinin o anki duygularnı anlatmakla değil analiz yapmakla değil etraftaki binaların duvarlarını inşaatlarını anlatmakla.Bu romanın ülkemiz için en kötü tarafı ise kapak tasarımındaki kalitesi düşüklüğü ve çevirisidir.Kitabın kapağı iç sayfalardan daha inceydi nerdeyse.Çeviri ise içler acısıydı.Çevirmen hanımefendi galiba bu çeviridende kendisine yat almış tebrik ederim en içten dileklerimle.Çünkü beğenmediğim çeviri yüzünden kendisine bir şey diyemeyeceğim resmen zaman kısıtlaması içinde sanki romanı Altın Kitaplar hemen yayımlamazsa başka yayınevi kaoacakmış gib aceleye getirip çeviri yaptırmalarıdır.Romanın içinde ‘’ectasy’’ hap Türkçe okunduğu gibi yazılırken kuzu şiş ise Yunanca yazılıp yazar dip notu olarak okutuluyor bize veya bazı sayfalarda bina ve yer isimleri sayfa içeriğinde Türkçe ilen dip notta orijinal adı yazarken sayfayı çevirdiğimizde başa bina veya yer adında tam tersi oluyor.Romanda birde Soğanlık Cezaevi bölümü varki çok kötü gerçekten Google’a Soğanlık Cezaevi yazın sözlük sitelerinde filan Dan Brown’ın son romanındaki hapishane diye geçer Türkiye’deki yılların hapishanesi diye geçmez yani.Rüşvet ile mahkum çıkarma havalandırmadan konuşma duymalar ondan sonra duyulan o konuşma ile Malakh’ın olayın içine girmesi vücut geliştirme sporuna yönelmesi ilginçti gerçekten.Brown’ın romanlarında ki katillerde Terminator gibi zaten tek bir kişi kendince ayinler yapıp tüm kötülüğün nedeni oluyor harika vallahi.