Özgür Balmumcu
Kitapkurdu
Orhan Pamuk'un ilk romanı. 1905'de başlayan ve 1970'de son bulan içinde bir ailenin üç kuşağını da barındıran uzun bir aile hikayesi. Herkesin hem fikir olduğu şey, romanda kuşak geçişlerinin çok başarılı olduğu. Gerçekten de öyle. Bir ailenin nasıl oluştuğu, aile büyüdükçe birbirlerine ne kadar yabancılaştıkları, zamanla aile birliğinin nasıl bireyselliğe dönüştüğü anlatılmış romanda. Meşrutiyet dönemiyle filizlenen ve Cumhuriyet sonrası ayyuka çıkan burjuva özentisi yaşamlar ve insanlar... Özellikle Refik, Muhittin ve Ömer karakterleri ekseninde anlatılan iç çatışmalar, içsel monologlar ve hayatın anlamı üzerine tiratlar Dostoyevski romanlarını ve karakterlerini aratmıyor. Kitabın ikinci yarıdaki Ankara bölümü gerçekten eserin temposunu fazlasıyla düşürüyor. Ancak bunun dışında son derece akıcı, etkileyici ve iç burkan bir roman olmayı başarıyor. Romanı bitirdiğimde geride kalan hayatlar, amaçlar ve rayından çıkan yaşamlar üzerine düşünmekten kendimi alamadım. Çünkü eserde geçen karakterlerin içine düştüğü düşünce çukurlarına, yanlışlara insan olarak hepimiz zaman zaman düşüyoruz. Eserin ektinliğini artıran biraz da bu zaten...