empase
Kitapkurdu
Askerleri psikolojik ve sosyolojik açıdan bu kadar derinlemesine yazan başka bir kitap bulabileceğinizi zannetmiyorum. Askerlerle ilgili bugüne kadar yazmış olduğu yazılar paralelinde düşüncelerini sistematik ve bir mantık silsilesinde yazdığını belirtmiş TÜRKÖNE. Açıkçası genel olarak toplumda ve tarafımdan asker düşmanı olarak bilinen birinin kitabını alıp görüşlerini daha iyi anlamak istedim. Türköne kendisi de kitabın başında belki benim gibi kendisine önyargılı olan kesime bir cevap vermiş ve asker düşmanı olmadığını açıklamış. Her ne kadar yazdıklarını somut verilere dayandırarak zenginleştirmiş olsa da, kendisini asker düşmanı olarak görmese de insan okurken temkinli yaklaşmak istiyor. Ancak özellikle 237. sayfaya kadar yazılanlara taraflı tarafsız tüm entellektüel kesimin altına imza atacağını düşünüyorum. 237. sayfadan sonra kitabın konusundan saptığı ve askerlerle beraber yargıyı da içine alan bir azınlığın iktidar için laikliği nasıl araç olarak kullandığını ve siyasete alet ettiğini ele aldığı görülüyor. Ancak bu bölümde her ne kadar hafif bir eksen kayması görünse de entellektüel seviyesi yüksek bir laiklik tanımlaması yapılmaya çalışılmış ya da kendi tabiri ile laikliğin en azından ne olmadığı hususuna çok güzel yanıt verilmiş. Kitabın bir yerinde Türk Ordusunun 87 yıldır savaşmadığının ileri sürülmesi, Kıbrıs Barış Harekatı ve Kuzey Koreye asker göndermenin sınırlı askeri harekatlar olarak değerlendirilmesini gerektiğinin belirtilmesi aslında eleştirilecek en önemli konu. Kendisi de ilerleyen bölümde Güneydoğuda 25 yıldır savaşla sorunun hal olmadığını belirtmesi, Türk Ordusu'nun 87 yıldır savaşmadığı ile ilgili önermesini tekzip etmesi açısından çarpıcı.