İzzet Eroğlu
Kaşif
1970’lerde ideolojileri için yola çıkan bir arkadaş grubunun 1980 sonrası serencamını mevcut siyasi koşulları da kısmen irdeleyerek ele alan eser; bir Ankara romanı olarak anılar, aşk, dostluk ve hayatın gerçekleri ile, kelimenin tam anlamıyla, boğuşmaktadır. Kararsızlığın, boşluğun, tamamlanamamanın ve hayata tutunamamanın romanı. 1980 sonrası uygulamaya konulan Türk-İslam sentezi bağlamında belirtilen hususlar sathi ve aynı zamanda geleceği kavramaktan uzak. Yaratıcı’nın “Sanatkâr” olarak adlandırılan sıfatının “Sani” değil de, “Sami” olarak belirtilmesi de, eğer bu baskı hatası değilse, ciddi bir bilgi eksikliğine işaret etmektedir. (s. 206) Eserin teknik bakımdan da kusurlu olduğu söylenebilir. Tüm bunlara rağmen arayış ve sorgulamanın romanı okunmayı hak ediyor.