Boray Çobanoğlu
foucault söylemleştirmenin (özellikle cinselliğin söylemleştirmesinin, burası önemli.) konunun özüyle ilgili olduğu öncülüyle ilerlemiş fakat hapishanenin doğuşunda ya da deliliğin tarihindeki aynı sistematik yolda ilerlerken bambaşka bir olgudan öteki olgusundan sistemini türetmiştir. bu da şunu sormamıza sebep oluyor: tüm bu konuların ortak bir paydada birleştiğini söylebilmek için aynı sistematik çizgiye sokmak (burada öznelerin bir taksonominin gelişmesiyle bilgi-nesnesi haline gelmesi) yeterli midir? bu sorunun sorulabilmesinin asıl sebebi foucault'nun asıl amacının bilgi-nesneleştirilen, yeni bir söylem pratiği içine sokulan öznenin analizidir fakat gelin görün ki karşımızda yolların sadece 'kesişmesi' vardır. o da taksonominin gelişmesi ile eş yolları izlediği için olağandır. tatmin etmedi. buna rağmen içinden gerçekten ilginç bilgiler vardır.