sakliben
Bazı bazı neredeyse ırkçılığa kaçan Türkçü ifadelerle bezeli olsa da, bir solukta okunabilecek ve bittiğinde ise şahıslar üzerinden koskoca bir devrin anatomisini çıkarmış olacağınız hoş bir kitap. Beni en çok etkileyen ise Kastamonu'da (ve belki tüm memlekette) 30'lu yıllarda vaki olan eski yazma eser katliamı ve camilerin satılması meselelerinin anlatıldığı sayfalardı. Kitap üstadın kendi ifadesiyle "anasının ak südü gibi helal" bir Türkçe ile yazıldığından daha da cezbediyor okuru...