Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Ürüne Git
Erdinç Türkoğlu
Dokuzuncu Hariciye koğuşu. İlk önce 13 yaşında okudum bu kitabı. Çocukken geçirdiğim hastalıktan sonra ilk kez o zaman aklıma gelmişti o hastane. Karanlık koridorlar, beyaz çinko alet tepsileri ve bunların çıkardığı iç gıcıklayıcı sesler. Beyaz önlüklü bir ruh gibi dolaşan doktorlar, aciz yatan hastalar, alt katta sırada bekleyenler, çıkan yemekler, sessizlik... sessizli... sessizlik...
Şimdi 24 yaşındayım. Geçen ay bir yakınıma refakatçılık ettim devlet hastanesinde... dedeme...
Birkez daha aklıma geldi o kitap, o yıllar çocukluğum ve kitabı ilk okuduğum o yıllar. Değişen ne var... Bilmiyorum. Bilimin ilerlemesiyle ilerleyen hastalıklar... Aynı karanlık koridorlar... Aynı koku... Bu kitapta birşeyler var bilemiyorum.......
Ne Balzac'ın Eugeni Grande'sindeki basit kelime ve anlam hataları, ne Victor Hugo'nun Sefiller'indeki Hristiyan propagandaları... Belki bu yazıyı okuyanlar bana kendini ne sanıyorsun diyebilir. Ama bence Peyami Safa tasvirde hepsinin üstünde... ve yalınlıkta... ve anlatımda.