Özgür Balmumcu
Kitapkurdu
YAYDIKÇA YAYMAK BU OLSA GEREK...
Mario Levi romanının sonunda aynı zamanda kitabın anlatıcısı da olan baş karakterinin ağzından bir itirafta ya da saptamada bulunmuş. Okurun çok kapsamlı (deyim yerindeyse kalın) kitaplardan hoşlanmadığını, bu nedenle hikayesinin çok uzamış olmasından ötürü kaygı duyduğunu araya sıkıştırmış. İnsanın eserinin zaafını bilmesi bu olsa gerek.
Mesele eğer romanın baş karakterinin iç dünyasına yönelik monologları ise şahsen Mario Levi'nin Dostoyevski ya da Oğuz Atay'dan çok şey öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hikayenin ta en baştan kendini çok belli eden seyri ve tam da bu nedenle çok klişe bir finalle son bulması, en önemli eksileri... Hikayenin akışını, karakterlerin diyaloglarını sıkça kesen içsel monologlar da son derece başarısız. Dahası bir romancının yarattığı karakterlerden hiçbirini okuruna benimsetememiş olması ayrı bir tartışma konusu.
Mario Levi'nin bu kadar kapsamlı romanları bu kadar sık aralıklarla nasıl yazdığını merak edenler bu romanı okuduklarında nedenini anlayacaklardır. Kendi adıma çok yüzeysel ve sığ buldum romanı.