wendetta
Kitapkurdu
Afgan bir kadının dilinden çarpıcı bir kesit...
Evi (ev denebilirse artık) çevreleyen dört duvarın dışında sürmekte olan vahşi bir savaş ve hemen kıyısında olabildiğince mahremiyetiyle devam ettirilmeye çalışılan hayatlar...
Dünyaya namlunun ucundan bakan insanlarla hayatı boyunca sevginin ne demek olduğunu bile öğrenememiş insanların, çevrelerinde olup bitenlerden habersiz korkuyla büyüyen çocuklarla yine çevrelerinde olup biteni kanıksamış ve artık ölümü umursamayan ihtiyarların oluşturduğu dev bir yağlıboya tablo; Afganistan gerçeği...
Afganistan isminin yanında 'gerçek' kelimesi çok eğreti duruyor aslında; neyin gerçek neyin sahte, kimin haklı kimin haksız olduğunun bu kadar belirsiz olduğu başka kaç coğrafya var ki sanki? Belki biraz Filistin ve belki biraz da Irak ya da her ikisinin karışımından ibaret başka bir renk; savaşın, zulmün, açlığın ve sefaletin koyu kırmızı ile siyah karşımı iç karartıcı rengi...