Özgür Balmumcu
Kitapkurdu
Tekrar tekrar yaşanan bir ömür... Son derece dağınık bir giriş... Bunu toparlamak ancak romanın üçte biri bittiğinde mümkün oluyor. Bu toparlanma aşamasında yazar okuyucuda merak duygusu uyandırmakta başarılı oluyor gibi. Sonrası son derece sürükleyici bir okuma deneyimine dönüşüyor. Beklentiler büyüyor! Büyüyor çünkü yazar bu noktada başkarakterin içine düştüğü dipsiz kuyunun, tekrar tekrar yaşanan ömrün nedenlerini bulmanın peşine düşüyor. Ya da biz öyle zannediyoruz çünkü romanın sonunda elde kalan sıfır oluyor. Böyle bir zaaf bir yana, tekrar tekrar yaşanan ömrün yaratabileceği duygusal travmaları betimlemekteki başarısızlığı yazarın en büyük günahı. Böyle bir romanın temel noktası ölüm gibi görünüyor ancak bütün bir roman boyunca tekrar tekrar olan ölümün okuyucunun içine işleyen tek bir tasviri bile yok. Yazarı direkt Tolstoy'a havale etmek gerekiyor, ölüm nasıl anlatılır öğrensin diye! Sonuçta sıkıcı olamayacak kadar hafif bir okuma deneyimi. Hatta roman okumaya yeni başlayanlar için biçilmiş kaftan! Ama daha fazlasını bekleyenler için hayal kırıklığı olabilir.