Nuray Bayrakcı
seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyguları körelen bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikayesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. o günün gecesinde yaşadıkları ise onu içindeki haz dolu esrime sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.