Nur Gümrükçü
Bazı kitaplar vardır,hiç bitmesin istersiniz.Okudukça daha çok sarar sizi.
İşte beni Nazan Bekiroğlu'la tanıştıran bu kitaptı. Ağırdı ama akıcıydı. Ağırdı ama şiirseldi.Seçilen her kelime üzerinde ne kadar çok düşünüldüğüne şaştım.
Bir dönem açıldı,bir dönem kapandı yeniçeri tarihi ile. Sonu hazırlayan yozlaşmanın da tarihi vardı içinde.
1826 Vakka-ı hayriyye ile Yaktılar onları. hem de geriye hiçbirşey bırakmadan.Tarih sayfalarından silmek istediler. Kaldırılmalımıydılar kaldırılmamalımıydılar tartışılır ama Osmanlı'yı 3 kıt'aya hakim kıldılar.Zamanında tam bir bağlılıkla zamanında da tam bir isyanla.
Her şeyin bir başı bir de sonu vardı. Ama bu son için tam bir dirayet gerekliydi.
Ve aşk vardı elbet. Mansur'un ,yerine geçtiği yeniçerinin dul karısı Nihade'ye buhurlar arasında aşkı.Aşk hikayesi değildi bu aşkın ta kendisiydi. Gerisi hikayeydi.
Nihade'nin gizemi kitap boyunca çözülemedi.
Kitaplığımın en nadide köşesinde de yerini aldı.