Yasin özcan
Kaşif
Hatıratların en büyük özelliği belki de en kötü tarafı yazarının kendini oldukça fazla olarak ön plana çıkarmasıdır.Bir tür ben yaptım ben ettim psikolojisi çok yoğun şekilde göze çarpar.Bu hatıratların klasik bir boyutudur.
Aslında bu kitap da bir hatırattır.Oldukça kısa olmasına rağmen ve kitabın isminde de böyle bir iddia bulunmamasına rağmen bu böyledir.Normalde kitabın serlevhası size başka bir şeyleri çağrıştırırken;mesela harbiye mektebinde ki hürriyet mücadelesini,zannediyorsunuz ki bu konu etrafında yazılmış bir monografidir.Fakat yazar resmen hatıratını yazmıştır.Çocukluğundan ve ailesinden de kitapta bolca bahsetmektedir.
Yazarın talebelik yaptığı dönem oldukça ilginç bir dönemdir.Konulara bizzat şahitlik etmesinden dolayı vereceği bilgiler oldukça önemli olabilirdi.Fakat maatteessüf yazarda bir derinlik olmadığı için olayları oldukça yüzeysel olarak aktarmaktadır.
Hatıratların klasik bir hastalığı olan ben ettim ve ben yaptım edebiyatını da oldukça rahat bir şekilde hissedebiliyorsunuz.Bir talebe olmasına rağmen,yaşından hiç beklenmeyecek düşüncelerde ve eylemlerde bulunmuş olmasını ben bir mübalağa olarak görüyorum.
Yazarın anlaşılamaz bir şekilde Sultan Abdülhamid düşmanlığı var.Belki o dönemleri yaşamadığımız için psikolojik bir tahlil yapmak doğru olmayacaktır.Fakat İttihat ve Terakki’nin zorba yönetimini tatmış olan biri için Abdülhamid dönemini daha ehven görmesi de çok anlamlıdır.Ne demişler;gelen gideni aratır.