Hayri Anıl Gürkan
Üzüyor.. Kalbe bir taş, boğaza bir yumru gibi oturuyor bu roman. Yaşayan yazarlar içinde kanımca Türkçe'nin imkânlarını en etkili biçimde kullanan isim olan Toptaş öyle bir vuruyor ki Heba ile şahsen etkisinden uzun bir süre çıkabileceğimi sanmıyorum. Sadece "Sınır" bölümü ve tabii ki sonrası bile tek başına kitaptan bağımsız bir öykü gibi. Gerilim, merak, nefret, öfke, çaresizlik gibi duygular tarafından çevrilmiş bir hâlde Ziya'nın öyküsünün ortasında buluyor okur kendini. Hayal ve gerçek sarmalında acımasızca ziyan olan hayatlar üzerinden toplum düzleminde devlet ve ananeler tarafından dayatılan "linç kültürünün", her daim hoşgörü olgusunun beşiği olarak yutturulan Anadolu ile taşra insanının adıyla müsemma hüzünlü bir eleştirisi olmuş Heba. Hasan Ali Toptaş'ı kendi dilinden okumak gerçekten büyük bir şans ve keyif.