Burakkızıl
Kitapkurdu
Ben-anlatıcının kendisi istemese de yüzleşmek zorunda kaldığı aile geçmişi romanın ana olayı fakat bu olayın etrafında bir helezon gibi farklı karakterlerin farklı hikayeleri de var. Bu farklı hikayelerin nasıl sonuçlanacağıyla ilgili gerilimi hep yüksek tutan Marias, onları hiç de ilginç olmayan biçimlerde sonlandırıyor veya yarım bırakıyor. Aslında ben-anlatıcının romanın başından beri dile getirdiği felaket sezilerinin, sonradan ben-anlatıcının da kabul ettiği gibi bir paranoya olduğunu dolaylı da olsa gösteriyor. Marias’ın anlattığı farklı hikayelerden romanın sonlarına doğru ortak çıkarımlar ve semboller gösterdiği bölüm ise benim en sevdiğim kısım oldu.