ginza
Kendisi de o dönemde yaşayan ve kitapta adı geçen insanların hemen hepsiyle (belki de hepsiyle) şahsen tanışık olan yazar; biraz taraflı da olsa bizim neslimizin pek iyi bilmediği bir döneme ışık tutmuş bu kitapla. Kitapta olaylar kadar, yazarın bu olaylarla ilgili görüşleri de yer tutuyor ki bu da bana normal geldi; çünkü yazar kitabın konu ettiği dönemde gazeteciymiş. Yalnız dikkatimi çeken bir şey oldu: kitap 1960ların sonlarında yazılmış-yani anlatılan dönemden bir kaç yıl sonra, daha yaşananlar insanların zihinlerinde tazeyken. Herhalde bu nedenden dolayı, Aydemir pek çok olayı anlatmaya lüzum görmemiş. "Bu sırada yaşananları hepimiz biliyoruz" veya "Mahkemede neler olduğu zaten yeterince yazılıp çizildi" gibi cümleler oldukça fazla. Ama biz o dönemde yaşananları, olan biteni bilmiyoruz, ancak okuyarak öğreniyoruz. Bu tür kitaplar yazılırken, olaylar ne kadar yeni olursa olsun detaylı olarak açıklanmalı diye düşünüyorum ki gelecek nesiller de aynı kitaptan faydalanabilsin. Ne de olsa kitap ölümsüz bir şeydir değil mi?