Esra Demir
Kitapkurdu
Atiye Hanımefendi sessizlikler içinde fırtınalar gönlünde kader dediği sahiplenmelerle ölümün kıyılarında gezmelerde. Behçet Bey kendisine adeta bağışlanmış eşinin anlayamadığı duyguları anlayamamanın acısını sakin sakin kabullenişlerde. Zoraki yaşanan ölgün bir hayat.
Herkesin hayatında bir İsmail Molla olur mu, doyurur mu doymak bilmeyen yalnızlıkları bir nebze de olsa?
Yarın belki, yarın belki diye diye “sihir” e bırakmak hayatı, çıkış yolu olmuş Atiye Hanımefendi için. “Hayat iştahı” vermiş olmadık yerde. Ve kader dediği her ne ise’ye evet demeye.

Ve işte
Ve belki de
İşte istenen buydu belki de

Sadece “hastalıklı aşk”lar yaşanmıyor belli ki.. Yaşanan “hiçbir şeyler” de var. Hangisi acıtır daha çok, ben bilmessem sen bilmessen kim bilir?Kim bilir peki? Cevapsız sorular kutusuna bir yollama daha..

Bir arada yaşayan farklı farklı kişilikler ve neticesi elbette farklı hayatlar. Birbirinin hayatında bu kadar yer alıp bu kadar da yer almayan ruhlar. Hep böyle yaşamak. Hep böyle.