Aylin`
Adından da anlaşılabileceği gibi bir aşk öyküsü ile karşı karşıyasınız. Ama ne aşk öyküsü, birden fazla aşk ve tutarsızlıklar içinde bir kadın ve etrafındaki kişi ve olaylar. Öyküyü okurken kimi yerlerde çok şaşırdım ve inanamadım. Öykünün kahramanı Lamia'nın kime ne zaman aşık olduğu ve aşkının derecesine ilişkin hislerini çoğu zaman inandırıcı bulmadım. Bu kadar da olmaz dediğim yerler çok fazla. Başında akıcı, merak uyandıran, kişiler ve zamanlar arasında sıkı bir geçiş süresi içinde hızla ve zevkle okurken sonuna doğru, anlatımdan ve olaylardan dolayı sıkıntılarak sonu nasıl bitecek merakı ile bitirdim. İkinci kez bir kitabı bitirdikten sonra nasıl yani böyle mi bitmeliydi şeklinde düşündüm. Yazarı tebrik ediyorum, hikaye çok iyi fakat Korkut'un ne şekilde ne zaman öldüğü, eşi Mualla'nın nerede ve nasıl olduğu, Süsi ile Turan'ın evlenme gerekçeleri ve Lütfiye Saru'nun bu evliliğe karşı tutumunun ne olduğu, Lamia'nın İstanbul'da ilk görüşmelerinin sonunda aşkı Turan'ı silerek bir anda çocukluk aşkı Ali'ye aşık olması ve evlenmeye karar vermesi, kocası Ali ve gençlik aşkı Turan arasında anlık duygu değişimleri gibi detaylar eksik kaldı şeklinde düşünüyorum.