karaademmm
Bilge
Rus Emperyalizmi altında inleyen bir coğrafyada büyüyüp yaşamını sürdürmeye çalıştı Cengiz Dağcı. Kıtlık, yoksulluk, zulüm, sürgün. Birçoğunu yaşadı. • Ve bu yıllarda ona ‘yarım asır’ yarenlik edecek bir güzel kadın: Regina. 1998’de kaybediyor Regina’yı. Dinmiyor sızısı. Ve yazıyor ona, onun için: “Sakın beni yanlış anlama, senin ruhunu şadlandırmak amacıyla yazmıyorum bu satırları burada. Ben kapalı kalamazdım sana; iç ve dış dünyamla sana açık, beni olduğum gibi görmen ve tanıman gerekiyordu; ben de seni.”(s.104) • Sevmek nedir diye ‘sıkıcı’ bir soru sormak isterdim bu büyük Türk’e. Utanıp sıkılarak bu eserini sunardı bence cevap olarak. • “Sen hayattayken yalnızlığın gerçek anlamını bilmeyen ben, şimdi yalnızlığın ne olduğunu öğrenmenin gerekliliğini düşünüyorum. Öğrenebilecek miyim?”(s.19) • Gizlerinden arınmış bir Cengiz Dağcı var burada. Buyurun.