İzzet Eroğlu
Kaşif
Ölümle yüzleşene kadar belki de her şeyin kendine göre bir anlamı var ya da ölümü düşünmeyen ve sonrasına hazırlanmayan kendisini dünyada sürekli kalacağı düşüncesine kolaylıkla kaptırmakta. Maalesef hemen hemen hepimizin hayatı öyle. Önemli veya önemsiz konulara kendimizi öyle bir kaptırıyoruz, ta ki ölüm gelene kadar. Sanki ölüm görmüyor muyuz ibret alacak? Haddinden fazlasına şahit olsak da çoğumuz mezarlığa bile ibret almaktan ziyade “sosyal bir işlev”le gidiyor ve ibret almaya başlayan çok azımız ise mezarlıktan dönüş yolunda yeniden dünya işlerine dalmaktan kendini alamıyor. İstediği yüksek gelirli makama atanan hâkim İvan İlyiç de her şeyi tam yoluna koymuşken yakalandığı müzmin hastalık onu ölüme götürdü. Ölüm denilen, keyfiyeti belirsiz gerçekle karşılaşan İvan için hayat artık farklıydı. İstemese de yaşadığı hayatın boş olduğunu kabul etmek zorunda kaldı ve müthiş bir nefis muhasebesine başladı. Kesin ancak vadesi meçhul gerçekle karşılaşmadan okunması faydalı bir eser.