alimbaranlıoğlu
yazarın kendini özdeşleştirdiği bir kitap olduğunu düşünüyorum.hayalist bir yaklaşımla huzur empoze ediyor.oysa gerçekte etrafında dönülen şey yine ilişkiler ve erkekler.yazıldığı boyuttaki eksiklikler kadınları ifade etmiyor.ruhun kayboluşundan topluma adanan hayatlar.keşke mağaraya saklasaydın kendini.belki ozaman anlam bulurdu arayışları.ama bunu yapazdılarki beyinleriyle.çünkü sadece eğilmek istediler.beyinlerine kelimeler vücutlarına sıvılar ve kulaklarına gürültüler doldurup olacaklardı varolma empozesinde buket uzunerin.