tubaugur
Kitapkurdu
Okurken hikayelerinde her zamanki kendimi birden hikayenin icende buluveriyorum.Bazen kendi hayatimdan bazen tanik oldugum hayatlardan kesitler tasiyor hikayeler.Hic tanidik olmadiklarinda bile hikayenin kahramani ile öyle yakinlasiyoruz ki onu cok iyi anlayabiliyoruz.Bu bakimdan gercek hayat hikayelerini dinlemenin ya da okumanin kalbimi incelttigini merhametimi arttirdigini ve o hayatlari yasayanlara karsi empati kurmayi kolaylastirdigini düsünüyorum.Kitapta ilk kez karsilastigim sevabin kefareti ve dostluklarin son kullanma tarihi kavramlari üzerinde epey düsündüm.Dostluklarin son kullanma tarihi var midir? sorusuna verdigim cevap yine bir soruyla söyle oldu: Zaman ve mekan arkadasliklari zaten o zamanin ve mekanin degismesiyle biterler.Oysa bu arkadasliklar icersinde dostluk dedigimiz zaten degisen zaman ve mekana vefa ile direnenler degil midir?
Beni en cok etkileyen kisim Sevabin Kefareti hikayesindeki kahraminin annesini ona "Keske bu kadin hic olmasa" dedigi aksam kaybetmesiydi.Ben de cogu zaman baskalarina gösterdigim sabri hosgörüyü anneme gösterememisim ve onu kirdigim birgün onu kaybetmekten cok korkmusumdur.Kendimi hikayenin icinde hissetmek bana bir hayli aci verdi.
Güzel ölüm hikayesinde bitisin Necibe hanimin Yüksel hanimin ölüm davetine hemen icabet etmesi yani bir noktada dostluktaki aynilesme mertesinin varligi ile olmasi cok anlamli bir nokta olmus dostluk bölümüne diye düsünüyorum.Fatma Hanimin kalemine yüregine saglik...