Pseudoentel
Olay örgüsü üstüne ya da karakterler üzerine kurulu bi hikaye değildi sadece içine girip olayı yaşıyorsunuz gibi. Ana karakter kendinin de itiraf ettiği gibi güvenilmez bir anlatıcı, kendisi patolojik bir yalancı olmakla kalmıyor diğer karakterlere kendi kafasında yüklediği anlamlar ve karakterlere karşı yanlılığı, onların negatif özelliklerine karşı körlüğü de onu güvenilmez bir gözlemci yapıyor. Kitabın ilk ve ikinci yarısındaki bariz ton farkı bazı okurların hoşuna gitmese de bence hikayenin mimarisinin önemli bir parçasıydı. Yurtdışında son derece popüler, "dark academia" estetiğinin imza kitabı. Kitabı ve içindeki karakterleri "pretentious" bulanlar olabilir ama zaten bilinçli olarak öyle olacak şekilde kurgulandıkları için böyle bir eleştiri bence mantıklı değil. Kitabın dili ise çok iyi, son derece sürükleyici bir kitap okuması çok kolay nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.