birazleyla
Bu bir roman değil, bu Tuğba Doğan’ın kelimelerle yıllardır yürüttüğü mündemiç dostluğu, kafasından taşanlara sarıp sarmalayıp okuyucusuna en afilisinden bir buket olarak sunduğu müthiş bir harf bayramı. Nefaset Lokantası’nı da severek okumuştum fakat Musa’nın Uykusu sanki başka bir kalemden çıkmış gibi farklı bir notadan yazılmış, bir ilk kitap olarak çok başarılı. Musa adında Serebral Paralizi’li kardeşi ile onun hayatında tuttuğu imtihan miktarınca aklından, gönlünden tüm geçenleri dinlediğimiz Zeliha’nın hikayesi. Zeliha cins bir kafa, hayata bakışı ve hayatı yaşayışı ile ilgili kurduğu cümleler sizin gerçeklerinizle bütünleşince tadından yenmiyor. Derdiniz mükemmel bir hikaye okumak değil de, sıradan bir hikayeyi çok iyi ifade eden birinden dinlemekse eminim benim aldığım tadı alabilirsiniz. Kitabın bir iç kitap doğurduğu ve ana hikayeyle bütünleştirdiği Meryem’in öyküsü ise şaşkınlık verecek derecede bir öğreti sunuyor. Musa uyuyor, hakikat uyanıyor.