KY-1134755
Ben bu kitabı okuyunca Sokrates'in her şeyden önce bir ahlâk insanı olduğuna kani oldum. Bu yönüyle onun filozofluğu konusunda ciddi kuşku duyuyorum. Filozofluğun ön şartı veya alâmet-i farikası ahlâksızlık değil elbet; bunu kastetmiyorum. Ancak temelde filozofların düşünce sistemlerini bir hayat tarzı olarak yansıtma konusunda kendilerini paraladıkları söylenemez. Her soru, yeni bir soruya ne kadar iyi "öncül" lük ediyorsa o kadar değerli. Cevaplara ve onların gereğine sıra gelmiyor bir türlü. Oysa bu kitapta bizzat ağzından aktarılan konuşmalarında görüyoruz ki Sokrates'te yalnızca sorular ve cevaplar var. Yani bir netlik, bir kendi içinde bütünlüğe ermişlik ve bunu gayet erdemli kılan bir ahlâk/mizaç...Peki bu kesinliğin, hayatı elinin tersiyle ittiren bu erdemin kaynağı ne, onun büyüleyici aklı mı yalnızca?.. Bilemiyorum.