Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Ürüne Git
Berk Ulubeli
Kitapkurdu
Saatlerinizi ayarlayın çünkü bu işin enstitüsüne doğru giden bir yolculuğa çıkmak üzeresiniz!
Kitap hakkında naçizane yorumlarımı kaleme almadan önce yazarı tanıtmak gibi genel bir planım vardı (aslında hâlâ daha var). Ancak, şu an yorum yapmaya çalışacağım eser ve yazarı o kadar büyük ki açıkçası ne yazacağımı bilemedim. Yine de bazı yorumlar yapmadan da duramayacağım; öncelikle son zamanlarda güncel bir tartışma konusu haline gelmiş olan “Türk Edebiyatı” mı yoksa “Türkiye Edebiyatı” mı çekişmesinin bir kenara bırakılması gerektiği kanaatindeyim. Bunu şu nedenle belirtiyorum; Ahmet Hamdi Tanpınar “Türk Edebiyatı”nın ve “Türkçe”nin en güzel örneklerinden bazılarını kaleme almış, edebiyatımızın temel taşlarından biri olarak (tamamen şahsi bir cüret ile) Peyami Safa ve Refik Halid Karay ile birlikte enler arasında yer almaktadır. Herhalde eserleri ve kendi şahsı üzerine yazılan tez ve makale çalışmalarına ve bu çalışmaların sayısına bakılarak dahi Türk Edebiyatı’nın enleri arasındaki yeri ile alakalı bazı çıkarımlar yapmak mümkün olabilir (merak edenler ilgili platformlardan bu çalışmalara ücretsiz bir şekilde göz atabilir). Kitabın içeriğine gelecek olursak, aslında kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere, “zamanı” konu edindiğini ilk bakışta söyleyebiliriz. Şu ana kadar okumuş olduğum hiçbir kitap “zaman” mefhumunun bu denli insana özgü olduğunu ve bu denli izafi olabileceğini, bu kadar çarpıcı bir şekilde ele al(a)mamıştı. Üstelik bunu yaparken sizi muhteşem ve soluk soluğa takip edilebilecek bir maceranın içerisine atmıyor, daha ziyade usul usul işlenmiş bir kurguya sahip. Dolayısıyla okumayı düşünenlerin kendisini buna hazırlaması gerekiyor. Ayrıca, eserin yazılmaya başlama (1954) ve yayınlanış yılını (1961) göz önüne almanız ve dönemin (belki de şimdikinden daha zengin olan) Türkçesi ile karşılaşacağınızı unutmamanız gerekir. Kitabın genel olarak fiziki yapısının, cildinin ve kullanılan kağıt türünün son derece kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Elbette kişisel bir tercih olarak bu kitabın sert kapaklı, prestij baskısını da kütüphaneme kazandırmayı çok isterdim. Son olarak kitabı merak eden ve henüz okumamış olan (ve hatta kitap okumaya, kitaplara gönül veren) herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Herkese bol kitaplı “saatler”!