oğuzhan korkmaz
Yazar, kaybettiğimiz (yahut kaybettirilen) değerlerimiz neticesinde toplum olarak içine düştüğümüz sosyokültürel ve psikolojik çaresizliği ve umutsuzluğu kendine has üslubu ile, eş zamanlı seyreden ve kitabın sonunda bir gazete haberi vasıtasıyla birleşen iki farklı hikaye ile gözler önüne sermiş. İlk sayfaları okurken biraz karışık gelebilir kitap, ancak kısa sürede taşlar yerine oturuyor. Altını çizdiğim bir cümle: Hep yalana inanmaya alışmış olanlar doğruya inanmakta güçlük çeker.