aredhelmelwasul
Dickens’la tanışma romanım olan İki Şehrin Hikayesi’ni henüz bitirdim. Yazarın betimleme gücüne ve metnin bütününe yedirdiği benzetmelerine hayran kaldım. Devrim öncesi Fransa’da başlayan roman devrim sonrasını ve yanı sıra İngiltere’yi de temel alarak ilerliyor. Halkın açlığını , çaresizliğini ve soyluların sınırsız gücünü içimizi burkan olaylarla anlatan Dickens ; 1789 Fransız İhtilali sonrası üç yıl boyunca halkın "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" ilkesiyle başlattığı devrimin ,soyluların masum suçlu ayırt etmeksizin giyotine gönderildiği kanlı bir ayaklanmaya dönüşmesini insanlık değerlerini gözeterek aktarmış. Eserde aşka , intikam güdüsüne , merhamete , fedakarlığa ve insan olmaya dair hisleri Bastille mahkumu Doktor Manette ve kızı Lucie’nin hikayesinden okuyoruz.Dickens kanla , acıyla , ölümle harmanladığı romanını her zülüm çarkının kırılacağına ve insanlığın kazanacağına olan inancıyla bitiriyor.