Anıl Basılı
Geçenlerde yerinde duramayan bir kedi görmüştüm. Bir bacağı yoktu ve ağaca tırmanmaya çalışıyordu. Tombişliğinden olsa gerek kendini yerde buldu birkaç kez. O an fotoğraf çekmek istedim ama elim gitmedi. Gülümsedim. Gözler iyi birer anı kaydedicidir. Sonra “Üç” çaldı kapımı. Enteresan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kapağını gördüğüm günden beri çıkmasını bekliyordum. Ne şahane ne özgün bir hikâyeye sahiptir kim bilir diye düşünmüştüm. Kapağında üç bacaklı bir köpeği görmek duygulanmama yetmişti. Haklı çıktım. Fısıldadı, hatırlattı, iteledi, sarstı. Ama bunları yaparken bir an olsun kaşlarımı çatmadım, üzülmedim. Üç’ün, oradan oraya yürürken adım atmaktan yorulduğu, vazgeçtiği, pes ettiği tek bir gün yoktu. Burnu onu nereye götürürse oraya giderdi. Kendini olduğu gibi kabul etmenin, farklılıklarımızın bir şans olmadığına dair umut dolu bir kitap bitirdim. İzini sürdüğümüz her an kıymetli.