karaademmm
Bilge
Birey yerini topluma bırakır bir dönem sonra edebiyatta. 1946 tarihli Miskinler Tekkesi, Reşat Nuri’nin son dönem toplumcu romanlarından. • İsimsiz anlatıcı ile ‘ben’ üzerinden sunuyor eserini Güntekin. II. Mahmut Dönemi gözde kazaskerlerinden Şemsettin Molla’nın torunu kendisi. Eserde de sürekli gönderme yaptığı ve sonraki yaşamını etkileyeceği ‘dilencilik’ oyunu onun kaderi ve aynı zamanda kederi olacaktır. • Bir veya birden fazla karakter. Tembellik, uyuşukluk, cüzzamlı olma hali, dilencilik ve dervişlik. Birçok özelliği barındıracak karakterler. Hayır, bir ‘oblomov’ yok burada. • Peki ya miskin? İlk anlamı size kalsın. İkinci anlamı nedir? “... varlık duygusundan sıyrılan, varlığı yokluğa çeviren, kendisinde hiçbir varlık görmeyen kişi.” • Böyle bir havada, böyle bir anlatıcıyla okuyacağız aslında eseri. Bir de İsmail olacak mesela. Gururlu. Sadakayla büyüyen gururlu İsmail. Anlatıcıyı ya da okuyucuyu mutlu edecek midir sizce? Buyurun.