birazleyla
Nermin Yıldırım’ın bu ilk romanı kitap okurlarının ilgisini çekeli uzun bir zaman oluyor. Hatta özellikle “Dokunmadan” ile yazarın daha geniş bir kitleye ulaştığını ve romancılıkta hatırı sayılır bir yer edindiğini söyleyebiliriz. Bütüncül olarak kalpte yer edinen bir şeyler bıraktığı muhakkak fakat roman gerçek anlamda çok geç başladı. Belki bir 200 sayfaya kadar ilgimi onda tutmak için çaba gösterdiğim hikaye; sonrasında ise beni gerçekten yazgısını sevdiren bir ömür gibi kendinden razı kıldı. Kurgusunu dilinden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Kitapta; hayatındaki eksiklikleri anlamak ve anlamlandırmak için eksik bıraktıklarına bakabilecek bir hikayesi olmuş, kırgın, yorgun bir zamanın insanı olarak yaşayan Süreyya’yı okuyoruz. 80’ler-90’lar Türkiye’sinde ilk gençlik yıllarını geçiren ve ülkenin her türlü siyasal-sosyal durumundan etkilenen hikayesinde bir döneme tanıklık etmek bu öyküyü daha gerçek kılmaya sebep oluyor.