Necmi Çoban
Ünlü İngiliz yazar George ORWEL'in en çok bilinen iki kitabından birisi olan Bin Dokuzyüz Seksendört 1949 yılında, yazarın ölümünden bir sene önce ilk baskısını yapmış. O yıllardan yirminci yüzyılın sonuna dair bir tahmine giden yazar Büyük Birader adındaki dikdatörün ve partisinin insanları nasıl güttüğüne dair bir roman ortaya koymuş. Geleceğe ait Hollywood dayatmalarından öteye gidemeyen betimlemelerin arkasında siyasi kaygıların yattığı açıkça görülüyor. Bu bakımdan kitabı siyasi olarak nitelemek hiç de yanlış olmaz! Genel olarak kitabın atmosferine bakınca insanı sıkan, ruhunu daraltan bir yapı karşımıza çıkıyor. Her gün yapılan İki Dakikalık Nefret Töreni, geçmiş kayıtların o günün şartlarına göre defalarca değiştirilmesi ve kanunda olmamasına rağmen çoğu şeyin yasak olması. Kısaca tek tip insan tipi yetiştiren bir toplumun sıkıcı hayatı. İlk bölüm böyle insanı sıkarak geçerken ikinci bölümde olaya kadın eli değmesi nevinden araya aşk girince okuyucu bir an ne oluyoruz falan diyor ama yazar hemen akabinde gelen bölüm ile bu hevesi kursaklarda koymayı başarıyor. Ümit ile karamsarlık arasında gidip gelen düşünceler beklenen son ile nihayete eriyor. Son söz olarak bu kitabı çok neşeli bir zamanınızı kollayıp öyle okursanız hiç değilse ümitsizlik, karamsarlık yerine nötr bir durumda kalırsınız derim.