karaademmm
Bilge
1934 yılında taslağını sunup 1938’de yayımlıyor Bulantı’yı, Sartre. Varoluşçuluğun temel ‘kurgu’ eserlerinden olduğu söyleniyor. Doğrudur. Ama eksik. • Antoine Roquentin. 30’lu yaşlarında. Bir kitap yazmak istiyor. Biyografik bir kitap. Ve bu arzusu için uğrayacağı nokta ‘köy’ olacaktır. “Bir kitap. Bu, her şeyden önce sıkı ve yorucu bir çalışma olacak tabii, üstelik varoluşmaktan da, var olduğumu duymaktan da alıkoymayacak beni.”(s.260) • Sözcük ve imgelerinin savaşımıyla okuyacağız Roquentin’i. Bunu bir ‘günlükle’ aktaracak bize. O değişimi, o bulantıyı. “Parmaklarımın ucuna basarak yürüyordum. Dinlenip duran şu acıklı insanlar arasında, kaskatı ve taptaze gövdemi ne yapacağımı bilemiyordum.”(s.86) • Varoluşçuluğun ‘ben’ sızısını, toplumsal olan her şeye ‘duyarlı’ kalarak dile getirdi Sartre. Yapayalnız yaşayıp ‘on binlerle’ uğurlanmak trajedi gibi görünse de ona karşı yerine getirilmesi gereken bir görevdi sanırım.