KY-1667640
Roman nedensellikle ile olumsallık arasında bir çelişki üzerine kurulmuş. Rölativizm ilkelerinin işlediği bir toplumsal formasyon var. Burada bu ilkeler kendini imha eden bir içeriğe sahip öyle ki hiçbir ilke savunulacak ve aktarılacak denli doğru olamaz. Ancak rölativizm ilkeleri hariç. Yani her türden ahlaki ilkeli benimsemek ve her türden fiziksel forma sahip olmak serbest. Kimse kimseyi yargılayamaz. Herkes “özgürce” Yaşar. Bir göstergeler sisteminde hiçbir göstergeyi sabit tutmayan ama kendi sabit olan tek bir göstergenin egemenliği olarak tahayyül edelim. Bu akışkanlıktan ve ilkesizlikten rahatsızlık duyanlar var ki baş karakterlerden biri böyledir. Bir yıl sonrasını ‘kesin’ olarak bilir. Her şey belirlenmiştir. Bireyler önemsizdir. Yapı yönlendirir birey taşır. Öyle midir? Romanın sorunsalını bu olarak okudum. Bu okumada yerli yerine oturtamadığım tek şey Venüs kafilesi. Kopuk bir öğe gibi geldi ki bu haliyle olumsallık alanına dahil edebilirim sadece.