karaademmm
Bilge
Birçoğu gitmediği, görmediği, solumadığı coğrafyaları, insanları, olayları yazıyor. Bu şekilde bayağı bayağı da okunuyorlar. Bugün yaşadıklarını yazan bir adamı okuyacağız: Jack London. • Yıl 1902. Giyiniyor ‘onlar’ gibi ve Londra doğusuna yol alıyor. Öyle ‘röportaj yapacam ayaklarını’ kullanan ‘gazteciler’ gibi değil. Baya baya onlardan oluyor. Sefaleti koklayıp çekecek derinine çünkü. • Kendi söylemiyle: “Bunlar Tanrı’nın senesi 1902’de, 20 Ağustos gününün akşamı saat altıyla sekiz arasında, dünyanın gördüğü en büyük, en zengin ve en güçlü imparatorluğun merkezinde yaşanıyordu.” • Demir Ökçe’de de bahsettiği ‘uçurum halkı’ onlar. Umutları zaten yok da nefes almaya devam ediyorlar işte. Yaşamaksa adı. • İşçi hareketleri, sefalet, açlık, kokuşmuş düzen ve düzensizliğin müsebbipleri. Jack London bu defa kurguyla öz yaşamı harmanlayacak. Buyurun.