Suat Sungur
Kitapkurdu
Yazar açıkça söylemiyor ama anlattığı hikayeyle açığa çıkarıyor iktidar ilişkilerinin özel ve kamusal hayattaki yansımalarının aynılığını. Böyle bir ilişkiler ağı içerisinde heteroseksüeller dünyası da farklı değildir elbette. Aynı erkek egemen ideolojinin iktidarı etrafında biçimlenmiş, kadın-erkek ilişkileri de aynı rekabetçi, eşitsiz ve bencil duygularla sürüp gitmektedir. Toplumun her kesimine yayılan bu durumun bize en irkiltici gelen yanı, bir zamanlar aydın sıfatıyla umut bağlanan küçük burjuva entelektüellerinin de oyuna katılmak için talipkar olmalıdır belki de.

Kadınlar ve erkekler arasındaki eşcinsel ilişkileri, travestilerin, transseksüellerin dünyalarını anlatan romanlarda son yıllarda kaydedilen artışın iki örneği geçtiğimiz ay içerisinde yayımlandı. Bunlardan ilki “Üçüncü Tekil Şahıs”, diğeri söz konusu dünyaya eğlenceli bir polisiye hikayesiyle yaklaşan “Peygamber Cinayetleri”ydi. Romanlar arasında bir hiyerarşi kurmuyorum, ama medyada kapladıkları yer açısından gözlemlediğimiz eşitsizliğin hakkaniyetli olmadığını ve ele aldığı meseleleri çarpıcı bir dille “içeriden” anlatan “Üçüncü Tekil Şahıs”ın üzerinde daha fazla durulmayı hak ettiğini düşünüyorum.