Yasin Aykanat
Hezarfen
Evvelden duygu yârdı. Duygu yer kaplayan değil, yer edinendi. Hususiyet ve ehemmiyetle yeri edilendi. Yeri baş göz üstü değil, gövdenin sol üst kısımlarında bir mertebeydi. Mertebeyse seçeneksizdi. Yeri, başka birine verilemez, vergilenemezdi. Her duygu, başka bir duyunca tekabül ederdi. Şimdi duymak var, duygu bir iddia. Varsa da bir yoksa da. Bir gün bir kelime ile karşılaştım ve tüm harflerin tek başına bir kelime olmaktan ne denli uzak olduğu bilgisiyle donandım. Tüm harfler bir kelime içinse manidardı. Bazı ruhlarla çok yakın olduğumu düşünüyorum. Savunmasız ve iknasız. Cahit, Nazan ve birkaçı daha buna misal teşkil eder. Eserin yüreğime yürüdüğünü inkâr etmiyorum. Es geçmiyorum beyefendinin saygıdeğer ilmini ve bu vesileyle konuşturduğu şahsiyetine gölge düşürmekten imtina da ederim ayrıca. Tekrarın yaşamdaki mezkur konumundan, yani algıdaki dönüşümünden muzdarip biri için tekrarın küçücük denecek kadar keyfimi kaçırmasına da ses etmiyorum. Bu da benim acizliğim olsun.