Nurçin Metingil
Bilge
Sâdık Hidâyet candır! Farkında bile olmadığınız o genel mutsuzluğunuzun sebebini en basit haliyle size sunacak çünkü.
Sanırım kitapla ilgili söylenmesi gereken en önemli şey, karamsar bir ruh halindeyken okunmaması gerektiği. Sekiz öyküden ilki bir köpek üzerinden toplum eleştirisi yapıyor. Ancak bunu yaparken öyle cesur bir dili var ki kendi karakteri dışına çıkarak, kalemi engel olmadan toplumun en acımasız yönlerini sunabiliyor. Öyle ki durup izliyor oluşuna kızarken buluyorsunuz kendinizi. Aslında tam da bu yüzden etkisi büyük. Aylak Köpek öyküsü de dahil olmak üzere pek çok öyküde, çözümden ziyade tatsız durumların çıkmazlığına yaptığı vurgu insanı melankoliye terk ediyor. Yine de hayata tam olması gereken yerden, doğrudan yaşayanın gözünden bakma zorunluluğu sunan diline hayran olmamak mümkün değil. Bir okuma süreci boyunca köpek olma şansı sunulan okurun, sokakta karşılaştığı bir köpeğe bir daha aynı gözle bakamayacağını düşünüyorum. Yanından geçip gittiğimiz çoğu şeye karşı bir farkındalık oluşturuyor. İnsanın kendi yalnızlığını ve ruhunu başka bir bedende görmesi uykuda olan ve hatta belki de öldüğü düşünülen pek çok düşünceyi, duyguyu ayağa kaldırıyor. Beslenen kötü duygulara konu ettiği öyküleri öyle sıradan bir cümlelerle bitiyor ki bu da bana kötünün normalleştirildiği ve bu konuda bir farkındalık yaratılabileceğine dair yazarın da umudunun kalmadığını, toplumun çoktan razı geldiği ruh yalnızlığına artık itiraz edecek gücünün olmadığını düşündürüyor. Sâdık Hidâyet, zaten Vejetaryenliğin Yararları kitabında da böyle iz bırakmıştı. Bu sekiz öykünün her birine bakınca toplumun öğrettiği, bir gen gibi nesilden nesile aktardığı için normal gibi düşünülen, kiminin sorgulamayı dahi düşünmediği ve doğrudan kabul edip üstelik kendi değerini bu dayatmalarla belirlediği noktalara eleştiriler görmek mümkün. Ancak bir an bir adım geri çekilip de olan bitene dışarıdan bakabilenlerin hissettiği çaresizliği, çabaları da var bu satırların arasında. İnzivaya çekilip toplumdan uzaklaşarak kendini uyuşturma, korumaya alma, ailenin tamamen bencil nedenlerle dünyaya getirdiği çocukları daha fazla mutsuzluğa iterken bunu normalleştirmesine karşı duruş ve beklentilerin karşılanmadığına aşılanan utanç hisleri, okurun yüreğini de zihnini de karman çorman ediyor. Tüm okurlara tavsiyem şudur, bu yazarın kitaplarından herhangi birini okumadan evvel kendinize güvenli bir alan seçin. Çünkü dünyayı artık başka bir pencereden göreceksiniz. Herkese ve her şeye bakışınızı değiştirecek. Çünkü eleştirilerini didaktik olarak değil, doğrudan kişiler veya şeyler üzerindeki etkisiyle aktarıyor ki bunun usul usul kana karışan bir etkisi var.