İzzet Eroğlu
Kaşif
Hüseyin Cahit’in çocukluğundan II. Meşrutiyet’in ilk yıllarına kadar anılarını içeren eserde dönemin sosyal, siyasi, edebi ve kültürel ortamına dair önemli veriler yer almaktadır. Yazarın eğitim hayatı ve gazeteciliğe başlaması, II. Abdülhamit döneminin amansız sansürü ve Servet-i Fünun Edebiyatı ile ilgili birinci elden bilgiler son derece dikkat çekicidir. Yazarın Tevfik Fikret, Mehmet Rauf ve Halit Ziya ile ilişkileri anıları daha çekici hâle getirmektedir. Sansürün vardığı boyut hayalleri aşan noktalara ulaşmıştır II. Abdülhamit döneminde. Tahtakurusu kelimesi “tahtın kurusun”; “halletmek” kelimesi tahttan indirmek ve “burun” kelimesi Abdülhamit’in burnuyla alay edildiği anlamında anlaşıldığından bu kelimeler sansüre tabidir ve yazarın şu cümlesi sansürün nasıl bir şey olduğunu göstermektedir: “Ama ben İzlanda Balıkçısı’nı çevirirken coğrafyayla ilgili burun sözü geldikçe ‘karaların denizlere doğru ilerlemiş bölümleri’ diye yazıyordum.” (s. 121)